Altın Gün

Çok daha önce olması lazımdı ama çıkmadı böyle bir grup. Anadolu Pop/Turkish Funk/Turkish Psych vs her nasıl isimlendirmek istenirse istensin, işte bildiğimiz son zamanlarda tekrar popüler olmuş ’70’ler soundu. King Gizzard zurna çalmayı deneyecek kadar ilerlemişti ama bu pek oturmamıştı onlara, zaten iyiki de olmamış, kendi soundları gayet iyi. Her neyse, farklı türlerle (afrobeat, indie, vs) haşır neşir olmuş müzisyenler bir araya gelip sevdikleri şarkıları çalmak istemiş. Gayet eğlenceli ve iyi iş. Ileride nereye kadar götürürler bu işi merak ediyorum.

Oryx-Stolen Absolution

Denver büyüyen sceneiyle giderek Amerika’nın sludge/doom merkezlerinden biri olmaya doğru yol alıyor. Ortalıkta bir sürü grup, konser, vs var ve herkes birbirine destek oluyor. Bu haller bana biraz ’90ların Ankara-Istanbul punk/hardcore/metal ortamını hatırlatıyor (düğün salonu konserleri yok maalesef). Herneyse, Denver’lı sludge/doom duo Oryx’in yeni albümü “Stolen Absolution” 23 Şubat’ta kaset ve CD formatında çıkacak. Lansman 1 Mart’ta Eyehategod’la çalacakları konser olacakmış.

Lamine Cissokho – Kora +1

Senegalli müzisyen Lamine Cissokho, 2001’den beridir İsveç’de yaşıyor. İskandinavya’ya geldiğinden beridir kuzeyin geleneksel müziğine merak salmış. Bir süre sonra bu merakı ortak noktaları keşfiyle beraber müziğine de yansımaya başlamış. Geçen ekim üçüncü albümünü çıkardı. Bu yeni albümünde Kora’yı çalışı, melodileri, kullanılan batı enstrümanlarının da etkisiyle bazen Afrika müziğinden çok uzaklara gidebiliyor. Lamine Cissokho ilginç arayışlarda, öncekilerden çok farklı bir albüm yapmış.

Burial Invocation-Abiogenesis

2018 ikinci çeyreğinde yeni Burial Invocation albümü geliyormuş. Önceki gibi dijital ve CD Dark Descent Records’dan plak Me Saco Un Ojo Records’dan. Görünüşe göre albüm 5 şarkıdan oluşacakmış. Dördüncü şarkı Phantasmagoric Transcendence’e şuradan buyurun.

Alfa Mist – Antiphon

Londra’dan son dönemlerde bir sürü yeni jazz müzisyeni çıkıyor. Bir çoğu da janraları karıştırmaya, deneyler yapmaya meraklı. Bu deneyleri yaparken analogdan pek şaşmamaları ve bir nevi gelenekçiliğe devam etmeleri de bana ilginç geliyor. Her neyse. Alfa Mist, Newham sokaklarında grime’ın ve hiphop’un içinde büyümüş. Samplelarda kullanılan şarkılara merakında jazz’ı kesfetmiş ve bir süre sonra piyano öğrenmeye karar vermiş. Miles Davis, Hans Zimmer film müzikleri derken iyice pişmiş, hazırlanmış. 2015’te daha çok hiphop ve funk havalarında gezinen trip-hop’un karanlık havasına yakın soundlu ilk EP’sini çıkardı. Geçen sene ise daha da bi jazz’a bulaşmış olduğu ilk albümü Antiphon’u yayınladı. Hala o tadında bırakabildiği triphop hissiyatı var. Güzel albüm.

Two Bands and a Legend-Tekla Loo

“Two Bands and a Legend”, Norveç’li grage/indie grubu “Cato Salsa Experience” ve free-jazz grubu “The Thing”in birleşimine efsane olarak Joe McPhee’nin eklenmesiyle oluşmuş. 2007 yılında daha fazla beklemeden yaptiklari coverlarin yanina kendilerinden bir kaç şarkı koyup ilk albümlerini basmışlar. Coverlanan isimler Pj Harvey’den The Cramps’e ordan Louıs Moholo’ya uzanıyor. The Thing’in tanıdık tanımadık jazz müzisyenleriyle yaptığı bu tarz albümleri mevcut ama bu projede “Cato Salsa Experience”in etkisiyle free-jazz’i daha bi rock cenahlarina çekmişler (hatta yer yer Naked City’i de hatirlatiyo ama ona nazaran daha sakinler).